Sabah yolumuz dura dura geçti: Ulus’ta Fiko Ömür’le evrak konuşurken, Adnan ve DiBa (Dietrich Asya’dan dönerken farklı ekoyerleşkelerde bilgi ve deneyim alış verişinde) vida, ip, makara ve L-plaka aldı. Yay için zamanları yetmemiş.<
Yağmursuz bir gün, bu muson mevsiminde. Yol kenarlarında çiçekler rengarenk.
Fiko’yla erken yola çıktık. Yolda Murat’ı alıp 9’a kadar vardık. Tavuklar kuluçkada. 8 civcivden sadece biri siyah değil.
6 gün önce Türkiye’ye döndüm. 2 ay uzaktan gelişmeleri takip ederken merakla arazinin yeni şeklini görmek istiyordum.
6 aylık iznimin 2. günde hafta içi başkalar dersteyken Güneşköy’e gelmek özgürlüktü. Aktif çalışanlardan Adnan şoför, Fiko arşiv materyali toplayan Fiko video çekerek belgeliyor: Edige sonrası ilk “tabliye” viyadük ayaklarınd
Belki yılın son ziyaretine soğukta yola çıktım. 25 saatte “Arabada öğrenci yok mu?” soran fırıncıya tek geldiğimi söyledim.
Django Ankara’ya dönme zamanı geldi: Ebru’yu nasıl özledi! Tavuklar, kedi ve Doğuş su tankerin şoförü artık rahatladı.
Havalar soğumaya başlamış ama ne hoş bir gündü: öğlenden sonra sıcak bile. Kertenkele, kelebek, arı aktifler.
Acı sonlar hoş anlara da kapı açabilir; Vangelis gitmeseydin Cuma akşam Güneşköy’e gelip Fiko, Dilara ve arkadaşlarıyla geçiremezdim.
Celal abi patlıcanlı bir yemek hazırlamış bizleri bekliyordu, Claire (Neşe dolu ve bilgili İngiliz), Ömür (Tavukların babası), İnci (Mavi gözlü, kitapların içine dalan) ve Ali (Ciddi ama o kadar da güzel espirili ve hikayeli).