Pazartesi akşam İbrahim ve Emrah ile Ankara’dan vardığımızda, Fiko’ya destek verdik: Pazar grubunun yoğun turşu işini bitirdik. Yemek sonrası, İbrahim’e Fransızca ders verirken mobile kurdum… Fotoğrafını çekince paylaşırım: porselen balıkların ağırlığı rüzgarda denge sağlam koruyor.
Salı kalkınca domates topladık. Toplaya toplaya kilolarca kesmeye hazır – sıkı yıkama sonrası. Stresli anlarda iyi kesilir! Akşamın serinliğinde, lambanın ışığına gelen böcekler şaşkın. Narin bir yusufcuk kontrol kaybedince yoğurda düştü; çıkarttım, zarar vermemeye çalışarak şilmek için parmağımdadı…!!! Isırdı!!! Evet bunlar da et obur.
Çarşamba yoğundu: Resul Adnan’la geldi, Doğuş bayram tatile girdiği için (artık bir kaç gün boyunca Balaban Vadisi sessiz sakin). Ali ile İnci yanında Demet ve Betül, ve ilk defa gelen Özlem. Çocukluğundan beri domates tarlaları iyi bilen arkadaşım arazide gezerken otomatikman ot koparır, kökten çekiyordu – çok çalışkandı. Öğleden önce ocak kuruldu, komşuların kazanın kenarları çamurla kaplayıp (siyah yanıkları önlemek amaçlı) çuvallardan suyu dökmüş ezik domates püresi kaynamaya başlamış.