Bir süredir Güneşköy'den uzak kalmanın ardından tekrardan gelmek ilaç gibi geldi.
Kamplardan sonra okulun aniden başlaması ve yoğunlaşmasından sonra Güneşköy’e gidemeyenler arasındaydım. Sonunda bir hafta sonumun boşluğuyla birlikte Güneşköy’e gelebilmiş oldum.
Hepimiz kendi hayatlarımızın başkahramanı değil miyiz? O halde ne diye bekliyoruz başkalarını?
Celal abi patlıcanlı bir yemek hazırlamış bizleri bekliyordu, Claire (Neşe dolu ve bilgili İngiliz), Ömür (Tavukların babası), İnci (Mavi gözlü, kitapların içine dalan) ve Ali (Ciddi ama o kadar da güzel espirili ve hikayeli).
Çok erken kalktık ve çok heyecanlıydık. Çünkü ilk kez bir tane köy ve tarlaya gidiyoruduk. Kahvaltı yaptık ve buluşma noktasına gittik. Orada “gitmezsek iyi olur, çünkü çok yağdı ve tarla çok çamurlu” sözler bizi korkuttu.
Seher 15 yaşındaydı. İlk defa GüneşKöy’e geliyordu. Sıkılacak mıydı?
Hic! Ankara’ya döndükten sonra yazmaya çalıştı.