Seher

Seher
01/12/2005

Seher 15 yaşındaydı. İlk defa GüneşKöy’e geliyordu. Sıkılacak mıydı?
Hic! Ankara’ya döndükten sonra yazmaya çalıştı. Çok istiyordu ama bilgisayar başına oturunca kelimeler bulunmuyor. Başlıkları çıkarttık…Aşağıdaki paragraflar Seher’in ilk yazıları: ‘Güneş Köy’de en çarpıcı 3 şey’.

( Görme engelli birisi olarak sessiz konuşmayan bir bilgisayarda yazmak işi zorlaştı…)

Taş: çeşitli renklerde binlerce taş gördüm. Turuncu. Sarı. Kahverengi. Pembe gibi renklerde taş gördüm. Taşların şekilleri kenarları keskin, yuvarlak, taşların üzerinde çizgiler var. Bazı taşların üzeri kristal yapıdadır. Taşların şekilleri çooook farklıydı.
Kök: dağlarda bulunan bitkilerin kökleri toprağa iyice bağlanmıştır, kökleri kapatan toprak parçalarını sel götürdüğü için rahatlıkla dokunabiliriz, bir dikenin kökü toprağın altına kadar uzanıyor, bitki suyunu uzanabildiği en yakın yerden alıyor, kurak yerde yaşayan bitkilerin kökleri uzun oluyor.

Yosun: taşların üzerinde çizgi çizgi veya geniş yapraklıdır, kökleri yoktur, havanın temiz olduğu yerlerde bulunur. Kirli havada asla yaşamazlar. Köleri olmadığı için taş üzerinde yaşarlar.

Sonra Seher’le bir daha oturduk. Benim için hem kendisine ifade etmeye geliştirecekti hem de GüneşKöy’e gelen ilk görme engelli kişi olarak ne kadar net anlatırsa o kadar faydalı olurdu. İşte yazısı.

Dağda gezmek:
Ilk rehberim Claire’di. Yıllardır tanıştığımız için, konuşmadan bile, işbirliği yaptik: dağa tırmanırken sessizce yönendiriliyordum. Bu benim için çok güzeldi çünkü el ile, sağa sola hafif hareket ile yönlendirme bir görme engelli için yeterli ipucu verip öz güvenini sağlamada en önemli unsur. Sessizce yürürken, hayvaların havanın doğanın sesleri kulağıma gelince cevreyi daha iyi canlandırıyordum. İkinci rehberim o gun benimle tanıştığından sesli biçimde yürüyordum. Yeni bir insanla tanıştığımda anlaşmak için konuşmamız gerekiyor çünkü yüz ifadeleri göremiyorum. Abdullah benim için çok iyi rehber oldu çünkü o empati kurarak görme engelli bir insana engel olabilecekleri tahmin edip bana yolu anlatti. Önümdeki büyük taşlar benim için bir engel değildi çünkü etrafında yürüyorduk. Dikenler üzerinde yürürdük, görmediğimden korkmadım ve zararım olmadı. Tek tehlike toprak kayması, ve onu birlikte başardık. Benim dağa tırmanmayı başarabileceğime inanarak beni yönlendirdi. Ancak kayacağım zamanda beni yakalayıp korudu. Güneş Köyün dağların tırmanarak alanın ve bozkırın havasını tanımış oludum. Bir görme engelli için kaçınılmamalı ve kolay bir tecrübe olur ve bunu başkalara öneriyorum.

Seher (Claire ile) Şeker Bayram 2005.

Diğer Blog Yazıları
Tüm Blog Yazıları