4cü Aya Yaklaşırken

4cü Aya Yaklaşırken
07/07/2020

CrownedDog  Artık burada dördüncü ayımızın sonuna yaklaşırken adaptasyon sürecimizi tamamen geçirdiğimizi ve Los Portales’i evimiz olarak görmeye çoktan başladığımızı söyleyebilirim gönül rahatlığıyla. Havaların iyice sıcaklaşmasıyla ( bu cümleyi yazarken hissedilen sıcaklık 44 derece ) günlük hayat akışı da iyiden iyiye değişmiş durumda. Artık işe sabah yedide başlayıp çalışmayı öğlen birde tamamen bitiriyoruz çünkü öğleden sonra hava dışarda çalışamayacağımız kadar sıcak oluyor o yüzden erken başlayıp erken bitiriyoruz. Haftalar ne kadar hızlı geçiyor aklım almıyor gerçekten. Hızlı bir şekilde başladığımız Pazartesi günü ile “ne zaman Cuma oldu” dediğimiz an arasında sanki saniyeler ancak geçiyor gibi her hafta. “Ah, haftasonu geldi. Yaşasın!” derken bi anda kendimizi tekrardan çalışırken buluyoruz. Yazın gelişiyle birlikte bu şaşkınlık yerini sersemliğe bırakıyor. Bu sıcakta öğleden sonra aktif kalabilmek hayli zor. Aslına bakıldığında bir hayli vaktimiz var değerlendirebilmek için ama çoğu zaman yapabildiğimiz tek şey görece serin bir yer bulup (ki öyle bir yer varsa!) sıcaklık hafifleyene kadar uyumak ya da kitap okumak. Son haftalarda bu seçeneklere havuzda yüzmenin de eklenmesi çok güzel bir ayrıntı oldu. Eğer havuz seçeneğimiz olmasaydı bu sıcakta ne yapardık bilemiyorum. 

Los Portales’te hayata gelince, her geçen gün eko-köyün tarihi ve işleyişi hakkında daha çok şey öğreniyorum. Her geçen gün daha fazla insanla daha derin bir ilişki içine giriyorum. Sonuçta bir komün hayat yaşamaktayız; işimizi, aşımızı, zamanımızı ve odalarımızı paylaşıyoruz. Doğal olarak da aramızdaki ilişki gittikçe daha derin bir anlam kazanıyor. Bu durumdan da ziyadesiyle memnunum. Çeşit çeşit ülkeden gelen insanlarla hayat hikayelerimizi paylaşmak- ve aslında birbirimizin hayatına ortak olmak gerçekten algı açıcı bir deneyim. Özellikle gönüllülerle paylaştığımız şeyler, bir sosyoloji öğrencisi olarak, ülkeler arası sosyal dinamiklerimizi, ortak kaygılarımızı, farklılıklarımızı anlayabilmeme ve aslında en basit haliyle “insan olmak ne demek” sorusuna farklı perspektifler katabilmeme çok yardımcı oluyor.  Bu projeye katılıp, ODTÜ’deki eğitimimi bir sene dondurmaya karar verdiğimde bir çok insandan “Peki ne işine yarayacak?”, “Gerçekten eğitimine bir sene ara vermene değer mi?” ya da “Emin misin Cenk? Bak bir sene çok uzun bir süre!” gibi çok soruyla karşılaştım. Benim için hayat hiçbir zaman bir yarış olmadı, aksine bir macera, bilinmez bir yolculuk idi; öğrenmeye aç olduğum bir yolculuk. O yüzden bu kararı alırken hiç zorlanmamıştım. Bu deneyimleri yaşabilmek, ilham veren insanlarla tanışmak, kendimi hiç hayal edemediğim alanlarda geliştirme fırsatı bulmak ne kadar doğru bir karar verdiğimi bana her gün anımsatan şeyler. Burada olduğum ve bilinmeze doğru kararlı bir adım attığım için huzurluyum ve kendime güvenim tam. 

Diğer Blog Yazıları
Tüm Blog Yazıları
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et