YAPIP YAPMADA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

YAPIP YAPMADA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ
22/09/2019

YAPIP YAPMADA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ  EkoFiko  ile ANLAMAK  

Yeryüzünün bir taşıma kapasitesi var mı; var. Bu git gide zorlanıyor mu; zorlanıyor. Varlığımızın sürdürülebilirliği, yeryüzünün bizlere kaynak sağlamasına, atıklarımızı ve yarattığımız kirliliği yok etme kapasitesine bağlı mı; bağlı. Dünyanın birçok bölgesinde benzer şekilde ortaya çıkan çevre sorunlarının temelinde plansız, dengesiz, alalacele çıkarcı projeler yürütülüyor mu; yürütülüyor. Birey sürdürülebilir olmayan yasaların ve uygulamaların altında ezilip, büzülüp, bilinci dumura uğratılıyor mu; uğratılıyor. Bu sorulu cevaplı cümleleri uzattıkça uzatırsak, ekvatora birkaç sarmal kuşak bile olur. Nitekim, sürdürülebilir kalkınma “doğal sistemlere karşı duyarlı hareket etmeyi” gerektirir. İnsan aktivitelerine ilişkin her bir alanda doğal kaynakların etkin kullanımını sağlayan ve çevresel etkileri azaltan önlemlerin alınması bazı toplumlarda yeterince açıktır. Bazı toplumlarda ise “vur patlasın çal oynasın” suç ve şiddet artışıyla birlikte, kentsel karmaşa ve kontrolsüz büyüme tüm hızıyla devam etmektedir.

Doğayı ve tarım alanlarını yasalarla ve çeşitli özel izinlerle talan etmenin binbir şeytani yolu var ve buna özel çıkarlar uğruna, iktidarda kalmak maksadıyla göz yumuluyor. Kendi bahçemizin bir adım ötesinde olan biteni bile görmezden geldiğimizde veya bizi zorlayan bir şey olmadığında “vur patlasın çal oynasın” a birey olarak bizler de katılıyoruz. Her bireye duyarlılık ve sürdürülebilirlik anlamında önemli görevler düşmektedir. Değerlendirme ve kalkınma planları yapılırken ortalıktaki talanı net şekilde görmek ve iyi süreçleri hızlandırmak gerekmektedir. Nitekim; sürdürülebilir bir kalkınmayı hedefleyen toplumlar geleceklerini garanti altına almak ve sağlıklı toplum için  büyük bir adımı atmış olmaktadır.

EkoFiko bundan 17 yıl kadar önce Emek 4. Caddede “Lavandel” ismiyle Ankara’da açılan ilk “Ekolojik Ürün Bakkalı” nın bir devamı olarak Lizbon Caddesi 99/4’te 2018’ de kendi mülküyeti üzerinde kuruldu. İstenirse, candan çalışmayla, eski düzeni reddederek, yeni bir canlılık hesabı ile kendimi yeniden kazanabilir miydim, sorusunu kendime sordum. Dayanıklıydım ve yüksek enerjime güveniyordum. İçime düşmüş tohumu umuda dönüştürmek için sürdürülebilir yolda hızlı çalışmalıydım.

2017 yılının başında çalışma ve anlama düzeyime bakıp, ister istemez içe dönüp, muhasebi yapmalıydım. Yaptım da. Önümdeki yılların başarıya odaklı geçmesi içindi bu muhasebe. Yaratıcı bireysen, muhasebeni yapmaktan ve objektif olmaktan korkmamalısın. Tuttuğum güncelere ve notlara baktığımda, betimlediğim “ortaya daha bir şeyler koyamama” acısını biraz ağır hissetmişim, kendimi duymuştum. Buna “kendinizi ara sıra iyi duymayı bilin” desek olur mu?

İş yapmayı, şehirde kırsalla bir bağlantı kuracak bir dükkanın olmasının gerekliliğini üzerime aldım. Sermayem hazırda yoktu ve ben aynı anlayışdan “sabah dörtlere kadar çalışarak mekanın ana iskeletini hurdacılardaki palet, bank, kütük vs profillerden, raf bozması tahtalardan, var olan çekiç, vida, yarım boyalardan, itfaiye meydanındaki alış verişlerimden oluşturdum. Sonraki birkaç ayda da arkadaşım Demet Eser işlere el attı. Daha güzelleşmesi ve etki vermesi için eklemeler devam ediyor. Sanki burası bir oyun alanı, bu çekicilikte.

Başka işlere yeterince veremediğim dikkat ve çabanın kanalize edileceği bir mekandaydım ve tek başıma asal enerjimin ispatıydı bu dükkan. Elimden geleni yapmadım, elimden gelenin “en iyisini” yapmayı amaçlamıştım, oldu da. Şimdi programlar, küçük bilinçlendirme eğitimleri, 1000’e yakın kitabıyla, çizelgeler, fizibiliteler.. ile yeni projelere doğru anlayışlı riskler alırken, 55 yaşımın geçmiş deneyimlerinden dikkatle tuttuğum dersler yönlendiriyordu beni ve kafam rahattı bir şekilde. Yaşlı adam! Hiç kimse kaybetmedi, “kazandı” herkese göre değişir, sen işine bak, diyordum kendime.

EkoFiko’ yu kurma amacın aşık olduğun tabiata sevgi ve saygı ile birlikte “tabiatın ruhunu anlamak” ve yansımaları “iyilik” tabanlı, insan olarak kalmak için, daha düşüşe geçmeden, itici güç olarak piyasaya hem savaşsın hem de iyi insanların yanında üretici kimliğiyle devam etsin değil miydi, evet. O zaman, ayağının kaymasına ve düşmene kendi çalışma ve kavrayış pratiklerinle izin de vermeyeceksin. Kararı verirsin ve yaşarsın. Bol şans diledim ona.

EkoFiko neyi sürdürmek istiyordu? Toprak kirleniyordu, soluduğumuz hava zehirliyordu, yediklermiz içtiklerimizin nereden nasıl geldiği belirsiz, üretim zinciri, depolanması ve buzdolabımıza kadar girmesindeki zincirden yeter haberi ve imkanı olmayanlar vardı ve bu görülüyoru. Kırsaldaki üretim bağlantılarının desteklenmesi ve aynı zamanda üretilen ve tedarik edilen ekolojik ve doğal ürünlerin kent insanlarıyla buluşturulması vardı. Dükkan olarak biz bunu üstlendik. Salça, turşu, reçel, sirke yaptık. Sebze ürettik, siyez ekmeği günlük hazırlandı. Zeytin, peynir ve zeytinyağı Assos’dan geldi, kavun ve karpuz yanı sıra yumurta, baharat, ara sıra meyve de sattık. “Askıda” kutumuz doldu boşaldı her daim. Tohumlarımızla ilgili bir raf hazırladık, gelene gidene bedava dağıttık; iyi de ettik. Dükkan kirası vermediğimiz için en azından kafamız rahattı. Gönüllü çalışanımız diyetisyen Hatice Avcı’nın emekleri bu sürdürülebilirliğin ayrı bir halkası. Ömür kısa, yol uzun, bazen kendimize diyoruz; “yorulmadınız mı?”, diyoruz “hayır”.

EkoFiko bu arada iki şey üzerinde çalıştı; birincisi, bir parkta “EkoFiko Park Kitaplıkları” adı altında 900 den fazla kitap topladı ve bir parkta şimdilik 2 konteyner’de park kitaplığını kurdu. İkincisi, “sürdürülebilir peyzaj mimarlığı” anlayışı ile Başkentimizin en güzel ve büyük  bir parkına doğaya karşı değil, doğayla birlikte yaşayarak, süreçleri daha etkin hale getirmek, sağlıklı çevre oluşturmak için danışmanlık yapıyor.

“… Sürdürülebilir kalkınma, durağan bir kavram olmayıp, aksine, günümüz kadar geleceğin gereksinmeleriyle de uyumlu olmak şartıyla, keynakların kullanımı, yatırımların yönlenmesi, teknolojik ve bilimsel gelişmeler doğrultusunda yön değiştirebilen bir gelişme sürecidir.” Der Gro Harlem Brundtland. Başlığımızdaki “Anlamak” da budur. Yine, “1970-1995 yılları arasında karada ve suda yaşayan canlı türlerinin %30’unun nesli tükenmiştir.” WWF İnternational (Dünya Vahşi Yaşam Fonu). Enerji açısından anlamak ise; “Dünya ekonomisi her gün, binalar, fabrikalar ve tarım faliyetlerin aracılığıyla, gezegenimizin 10.000 yılda depoladığı enerjiyi tüketmektedir.” Paul Hawken.

2016Fevzi 2016 Masa  2017Masa 2017EkoFiko 2018GIDYO 2018Tabliye

Bu başlık daha da geniş anlatıma girebilir. Şimdilik sevgiyle ve elele kalın. Peyzaj Mimarı Fikret ŞİMŞEK

Diğer Blog Yazıları
Tüm Blog Yazıları