Lüzumun faydası

Lüzumun faydası
06/09/2009

Belki bugün bu Eylül’de tek gelişim olacak.  Kısadı ama nasıl huzur vericiydi!

Her zamanki gibi, Kebab 2000’den alındım: Ali ve İnci, Ali’nin annesi alıp ilk önce pazara uğradık: Evren Ayrancı Organik Pazarında Güneşköy standta.  Ona sandalye verip Hisarköy’den 3 diğer tezgaha ziyarret ettik.  Sinan’ın babası ve oğlu 2 dönemlerinden kaç çeşit sebze satışa sunuyordu; sertifikalı araziden gelmeyen armutları müşterilere hediye veriyordu.  Organik Pazar’da huzur günün başlangıcıydı.

Ali’nin annesi, Gülten hanım’la önce tanışmıştık ama ilk defa iyi sohbet yapabildik. Giriş yolda, asıl paylaşım arazide: huzur verici ortamda.  Ayrıntıları paylaşmam fakat sonuç noktası herkes için önemli:  Herkes hayatta lüzumlu hissetmek ister, yapabildiği şeyler yapmak ister, kendisi hazır hissettiğinde yenilere geçmek ister. Yapabildiklerime bakalım ki yeterli ve lüzumlu hissederim ve kendime ve başkalara güzel enerji verebilirim.   (Not: ilk başta bunu olmusuz olarak yazdım. Nedense ilk onlar gelir, şikayet, mutsuzluk, eleştiri ve keşkeler.  Yazdığımızda bu olumsuz taslakları olumluya çevirip yapıcı olur)

Yaptıklarımız:

  • Kaç kilo bamya ayıkladık – çiçekleri ve irileri.  Parmağımdan son dikeni ancak çımbızla büyüteçle alabildim; lezzetini koruyormuş.
  • Leğenler dolu domates dörde bölüp kurutmaya hazırladık: şimdi taş binanın önünde kuruyor, Kasım’ın kutularda dağıtılmak üzere.
  • Oturduğumuz yerden sesleri dinledik.  Arı, kuş türleri, karşıdaki kavakların yapraklarda rüzgar, çekirge, uzakta bir eşek, arada birçayın diğer tarafında asfaltta geçen bir traktör motoru.  Kalktığımda ayağım altında çıtır çıtır ezilen kuru ot-tohumlar,gür mısır yapraklar daha sert bir sürütme sesi çıkartır; birden köyden tavuk sesleri, çocuk onları rahatsız mı ediyor?  Yine sakin sessizliği, geniş vadinin çeşitçeşit yaşamları yansıyor.
  • Solucanlara su ve sebze verdim.  Yakından bakmadım; umarım gelecek sezonda yumurtadan çıkar zararsız lüzumlu canlar.

Alper’in bahçesi çok başarılı. Sabah sabah hiç beklemediğm çilekler, domatesler arasında Özde’nin “ampul domatesi”, benim “kaplan domatesi”, mısırlar, aynisefalar…    Çeşitlerini çoğu hatırlayamam; siz gidin bakın. Ağaçlara arasında ektiğim su kabakları yanında bal kabağı, kavun, vs.

Kulübenin yanında kuru otlar arasında biberiye duruyor.  Onu kış soğuklardan koruyan samanlar şimdi verdiğim suyu korumak için malç (mulch) oldu.  Yakındaki erguvan da sağlam, ve yeni dikilen Paulownia ağacımızı ilk defa gördüm.

Üzüm bağına 26 Nisan‘dan beri ilk yakından baktıım.  O gün Devney ile bir saat bile çalışmadık, üst yamaçta o zaman yeşil olan otları yumuşak topraktan kolay çekiliyordu.  Az ama etkili bir çaba: o üst yamaçta rahatyürülür şimdi. Aşağısı ise kuru otların sarı denizinden asmaların yeşil yapraklar görünüyor, nefes almaya çalıştıklar gibi.  Kivanç, üzülme.  Şimdiden gelecek Mart için not ettik: “Bağ bakımı”.  Bu sene hic bakım olmadan yaşıyor, bazılar da tatlı üzüm veriyor. Seneye bakım canlandırır.

Bir soru: Eşek arısının büyüğü (İngilizce ‘hornet’) Türkçesi nedir?

Kıvanç’ın verdiği Hitit duası ile bitiriyorum:

Tanrım, Beni yavaşlat. Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir… Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele… Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sukunetini ver.

Diğer Blog Yazıları
Tüm Blog Yazıları