İki gün köyde

İki gün köyde
05/06/2010

Perşembe sabah gittik, Cumartesi’ye kadar kaldık.  Hep yapmak istediğimi Theresa’nın sayesinde gerçekleştirdik.

Yaklaşımımız “gel, ol; dinle, açık kal, söylenmeyenlerini hissetmeye çalış”

Yolda 3 yıldır görmediğim Şevket Beye uğradık. Elma ağaçları doldu – fakat bu sene soğuk vurmuş.Baklazını böceklerinden duyduk mu? Nisan ayında 10-16 arası aralıksız çalışır: meyve ağaçların çiçeklerinin özünü yiyormuş. Arazisinde her yaş ağaçın gövdesi kireçten beyaz – Mayıs ayında yapılır.

4 gün önce taze olan Mürver çiçekleri geçmeye başlamış. Toplaması daha zordu. Köyde bunlar kötü olarak biliniyor; neden acaba? Üzerlik çiçekten tohuma geçiyor. Süpürge otu belirgin olmaya başlıyor.

Arazide:

Çilek toplayıp kuruttuk: 4 gün önce kurutmaya verilen 5mm kesilenler çıtır çıtır, fazla ince kesıp fazla zaman kurutuldu. Elekten zor kaldırdık.  Daha hızlı iş yapabilmek için farklı sistem geliştirdik.

Çilek toplarken resmi bir araç arazinin kapıda durdu. Kırıkkale Tarım İl Müdürlüğün 3 uzman hem bizi hem bize sertifika veren kurumu da denetleme amaçla geldi. Merakla yaklaştı; kimiz, neler yapıyoruz, … “Güneşköy ilde ilk organik örnekti, bizden sonra başkalar başladı. Balaban Vadisinde çok etkiniz oldu…”.  İlk defa Şinan ve Ali Bey dışında görmuşler.  Kamerayla ‘Çilek toplayanları’ 2 yabancı Sudenur’la çektiler, ‘ilde organik tarımı’ konulu bir video hazırlanacaklarmış. Ilk defa gördüklerin solucanları duymuşlardı – nasıl geliştirilebilir? Onlar da bir kaç öneride bulundular.  İş birliği güzel!

Tarım İl Müdürlüğün websayfası: www.kirikkaletarim.gov.tr Güneşköy’e de link yapacak.

Kuşlar: Gölgelikte bir serçe yuvası var, kulübenin çatısında kukuma yavruları da var. Hepsi uçmaya yakın

Hisarköy’de:

Bir aile yanında kalmak ne kadar önemli: her iki yönde özel ilgi ne kadar bağlantı sağlar. Muhtar da uygun olurdu fakat köyde herkes ‘Seda’larda kalın’. Akşam saatleri oyun ve sohbetle doldu; cambaz, tahta kuşu/ördek kukla, origami, çarpım küpleriyle çocuklarla iyi vakit geçirdik.

Cuma sabah Tahir buza/davar sürürüken (ifadeyi control etmem gerek. Bir köy sözlüğü düşünüyoruz…) biz bir kaç çocukla okula tahta ördekle birlikte yürüdük.

Dondurmacı her Cuma günü mü geliyor yoksa düğün için mi geldi? Elmadağ’dan geliyor. Bir Tat Dondurma’nın Abdulrahman usta her gün 50 kg sütten sade, kakao, limon, çilek, kivi, karamel dondurma yaparmış.

Kafede Kadir lise dışsarıdan bitirecek, eğitimin önemi anlamış. Öğlen annesi Emine yanındaydik. Kadir’in kazları yavrularını koruyarak bizden kaçtı. Emine de kışın 5 ay boyunca verilen Halk Eğitim kursundan bahsetti: haftada 5 gün, 9-14.30 arası 2 hoca bir çok çeşit dikiş-nakış ve el işi (şal, sandık süsü, önlük, takı, gömlek, bohça, tutkal danteli, …) 9 kadına öğretti. Kimi çeyizi hazırladı, kimi devam edebilmek için gerekli tezgah marangoza yaptırdı. 3 gün evvel sergi oldu; gelmeyenler pişman oldu!

2006’daki çocuklar büyümüş.  Bugünki gelinin arkadaşları hep genç kız, ipliklerimizden kafalardabaşka fikirler var artık.  Köy düğünün 2.gününde çintili Theresa oynardı, sazın elektriğiyle bağlantı olsaydı.

Okulda Öğretmen Galip Aktuğ, sağol, izin verdi. Çocuklarla iyi sıcak bir ilişkisi var. Çocuklar ona güvenip öğrenmeye hevesliler.

. Cuma sabah 3bucuk saat okulda 1 dakika durmadan ‘ders’ verdim – cocuklar hic durmak istemedi.Sabah 8.50de evden ordek kukla’yla ciktik: kukla da yanimizda okula yurudu ve derse katildi – isteyen cocuk onu sinifta yuruttuyordu. Matematik, geometri, cografya, tarih, biyoloji … yaptik: hepsi oyunla. Odevde verildi, cocuklar istediler cunku okulda devam etmeye zamani kalmadi.

Biyoloji: Böcek kutusuna koyduğumuz uçan karınca yanında başka karınca türü ekledik. Herkes bakmak istedi; “Arı gibi” yorumundan arı ve karınca aynı aile oldunu hatırlattı.

Cikista kafeyi calisan Kadir bize cay ismarladi – kendisi yillar once birakti egitimi aciktan devam edecekmis. Kafenin bahcesinde oturdugumuzda eskisi gibi erkekler gelip sikayet etmeye basladi; ama Yurekten Iletisim sayesinde (nasil davrandim/tepki verdigimi Theresa not edip sonra anlatti) kendi beklentileri ne kadar gercek olmadigini gorebilen oldu. Biri hic tanimadigim Selami Yilmaz: “Yolumu yapmadiniz, Vakfiniz 10 kamyon kum getirip neden yapmadiniz?” dediginde azcik sasirdim. Ilk ‘Siz kimsiniz?’ sordum; Elmadag’dan geldigimizde HKoye gitmeden kestirme yolunda cesmeden cok once, yukari ciftliye cikan kavakli yoldan bile once yeni insa edilen meyve bahcesi sahibiymis. Kooperatifimiz VAKIF olmadigini soyledim – belli ki bizden onceki vakfiyla hala karisiyorlarmis… Sonra kooperatifimizin paralari kendi maasla odedigimizi anlattim; herkes degil, ama bazi adam anlamis diye disunuyorum.

Duyup not ettiğim bir kaç söz:

u Güneşköye gelenler bizi hiç küçümsemediler

u Aligiller köyümüze organic öğretti

u Yabancı getirdiniz. Eskiden kimse gelmezdi.

u Önce ben büyük insanla konuşmazdım

Diğer Blog Yazıları
Tüm Blog Yazıları